19 Aralık 2018 - Çarşamba
Anasayfa / Asya Pasifik / Röportaj: Bayram Numan KÖKSAL

Röportaj: Bayram Numan KÖKSAL

RÖPORTAJ

CANSUYU YARDIMLAŞMA ve DAYANIŞMA DERNEĞİ

DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRÜ

BAYRAM NUMAN KÖKSAL

 

  • Arakanda yaşanan süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biliyorsunuz ki Batılılar, çıkarı olmayan bölgede proje üretmezler. Bölgeden Müslümanları sistematik bir şekilde temizliyorlar.  Burası aşikârdır ama bunun nedeni ne? Bunun iki türlü nedeni var. Birincisi; Müslümanları, bölgede istemiyorlar. Müslümanları bir zehirli bir yılana benzetiyorlar, o yüzden çoluk çocuk ve aile demeden katliam yapıyorlar. Batılılar medyada Arakandaki olayları “din mücadelesi” olarak servis ediyorlar. Bölgede uranyum ve petrol yatakları bulunmuş vaziyette. Dolayısıyla buradaki petrol yatakları ve uranyumun çıkartılabilmesi için bölgenin müslümanlardan arındırılması lazım. Çin, Hindistan’da yanına alıp Myanmar’ı yönlendirerek, Budistleri kullanarak bölgedeki Müslümanları tahliye etme noktasında her türlü faaliyetlerini gösteriyorlar. Batılılardan ses çıkmıyor sadece kuru gürültü var. İşte “Katliam var!” diyor Birleşmiş Milletler. Yaptığı başka bir şey yok. Amerika’dan bir ses duymuyorsunuz. Bir yaptırım duymuyorsunuz. İki hafta önce Myanmar’ın içerisindeydik, Sittwe şehrinde. Çoluk çocuk demeden herkesi katlediyorlar. Zaten bölgede yüzyıllardan beri Müslümanlara bir katliam var. 1780’li yıllardan 1930’lu yıllara kadar İngilizlerin hakimiyetinden sonra askeri yönetim hakimiyeti altına alıyor. Yönetimi aldıktan sonra İngilizlerin gözetimi altında Müslümanlara katliamlar devam ediyor, o zamandan beri. Rohinyalıların rakamları net değil, çünkü bölgede ne kadar Müslüman yaşıyor hangi eyalette, hangi şehirde kaç Müslüman yaşıyor belli değil. Çünkü bu insanların kimlikleri yok. Dolayısıyla tespit edemiyoruz. Yani rakamları o yüzden bilmiyoruz. Geçen hafta da Arakan’da, Bangladeş sınırındaydık. 550 bini geçmiş vaziyette olup hala her gün binlerce insan sınırı geçerek kamplara ulaşmaya devam ediyor. Bölge tamamen boşaltılmış vaziyette. Bölgeyi tamamen boşalttılar. Yani çok fazla bir şey yok.

Bunu bir dipnot olarak belirtiyorum. “ARSA” diye bir grup var bölgede. Bunu çok dile getirmek istemiyoruz. ARSA’yı da Suud kaynakları, başındaki adama bakıyoruz Suud’dan beslenmiş sonra Tayland’a geçmiş sonra oradaki Müslümanları cihat diyerek kandırarak mücadeleye gireceğiz demiş. Biliyorsunuz bu olaylar ayın 25’inde başladı. 25’i sabahı ARSA’nın polis karakoluna saldırısıyla başladı. Ne yaptılar? Bunların çıkarına çanak tutuldu. Polis binalarına yapılan saldırılar, nereden baksanız yarım milyondan fazla Müslümanın bölgeden göç etmesine sebep oldu. Bakıyorsunuz bunlar dış güçlerin oyunu. Yani bölgede zaten böyle bir bahaneye gerek vardı. Bunu da maalesef Müslümanların eliyle yapıyorlar her bölgede.  Ortadoğu’da, Afrika’da çeşitli çeteler, terörist gruplar ve uç radikal gruplar oluşturarak, Global İslamafobia dediğimiz algıyı oluşturuyorlar.

  • Son olaylar sonrasında mültecilerin durumları hakkında bilgi verebilir misiniz? Kamplardaki durumlar nasıl?

Belirttiğim gibi bölgeden yeni geldik. 40’tan fazla ülkeye gittim, böyle bir yoksulluk, böyle bir durum hiçbir yerde görmedim. Afrika’da görmedim, savaş bölgelerinde görmedim denebilir. İnsanların durumu hakikaten perişan vaziyette. Günlerce yol kat ederek, muson yağmurları altında, yağmur çamur demeden, aç susuz, nereye gittiğini bilmeyerek çoluk çocuğunu almış ellerinde birkaç poşet binlerce-yüzbinlerce insanın; bu halde olduğuna şahitlik ettik. Hatta 5 günlük bir bebeğin kafasında kurşun izlerine şahitlik ettik. Biliyorsunuz Bangladeş Hükümeti daha önce bu Müslümanları almıyordu. Ta ki Türkiye’nin öncülüğünde ve diğer ülkelerin de baskısı neticesinde orada bir kamp kuruldu. Ama bu insanlar bir alana hapsedilmiş bir vaziyette dağlık bir alanda, yol yok, yer yok. Demişler ki “Bu dağ sizin, ne yaparsanız yapın.” Yabancı kuruluşlar,

Cansuyu gibi diğer STK’lar ve Suud’dan bir dernek gördük. Onlar da yardım ederek bölgeyi kalkındırmaya gayret ediyorlar. Türkiye’nin de bölgede bir kamp kurma projesi var. Recep Akdağ beyle de bölgede görüşme fırsatımız oldu. Ama hiçbiri bölgedeki ihtiyaçları karşılama noktasında yeterli gelmiyor ne yaparsak yapalım. Ne yazık ki şunu da söylememiz lazım: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Bangladeş’e “Siz kapıları açın, biz masrafları karşılayalım.” diyerek bir oyuna alet edildi. Myanmar hükümeti ve küresel güçlerin asıl amaçları bölgeyi Müslümanlardan arındırmaktı. Bangladeş kapıyı açtı. Onların da zaten istedikleri buydu. Bizimkiler de çözüm olarak en basit yoluyla siz kapıları açın biz yardım edelim dediler. Biliyorsunuz ki siyasi durum içerisinde İran herhangi bir şey yaptığı zaman Batılı ülkeler bir yaptırım uygulayarak bir netice elde ediyorlar. Bizimkiler ne yazık ki bunu kullanamadı. Myanmarlıların, Hindistan’ın, Çin’in, “Siyonizmin” bölgedeki oyunlarına alet olduk ne yazık ki, Türkiye olarak. Bakan bey bize çalışmalarımızı sordu, biz anlattık. 10 bin kişiyi iskân edecek bir kamp kurduk, tuvaletleri banyoları, su kuyuları açtık. Her gün sıcak yemek dağıtımlarımızı yapıyoruz. Bakan beye siz ne yaptınız diye sorunca: “Biz de kamp kuracağız” cevabını aldık. Ne yazık ki biz STK olarak yaparken kendileri devlet olarak da STK görevini üstlenmiş vaziyette bir faaliyet içerisinde yürütüyorlar. Bu da acı bir gerçek.

  • Son olaylar neticesinde dünya üzerindeki Arakanlı mülteci sayısı hakkında bir bilgi var mı? Biliyorsunuz bu zulüm yeni başlamış değil; yüzyıllardır devam eden bir sistematik katliam var. Bangladeş’te yaklaşık 100-150 bin kişilik bir kamp var. Endonezya’da var, Malezya’da var. Biliyorsunuz Rohinyalıların nüfusu 3.5 milyon civarında. Ama dışarda şu an 2-2.5 milyon civarında Arakanlı olduğunu söyleyebiliriz. 25’inden sonraki mülteci akını sonrası Bangladeş sınırında 800 bine yaklaştığını düşünüyoruz. Zaten orada 150-200 bin civarında Arakanlı vardı, son olaylarda bu sayı katlanarak arttı. 550 bin Arakanlı yeni geldi daha öncekilerle birlikte 800-900 bin arası olduğunu tahmin ediyoruz.

 

  • Şu anda kamplarda yaşayan mültecilere Türkiye’nin desteği ne durumda?

Bu insanların çadırları yok, yemekleri yok, sağlık alanında bütün imkanlardan mahrum bir vaziyette. Türkiyeli STK’lardan İHH, Deniz Feneri, Cansuyu, Sadaka Taşı, Avrupa Milli Görüşten Hasene, Avus- tralya’dan birkaç kuruluş gördük, hakeza Suud kaynaklarından gördük. Türkiye’deki dernekler ellerinden geldiğince Anadolu’dan gönderilen yardımları bölgeye ulaştırmaya çalışıyor. Biz Cansuyu olarak da 10 bin Arakanlıyı iskân edebilecek bir kamp kurduk. Türk dernekleri de elinden geldiğince gıda, yemek, çadır gibi faaliyetleri devam ettiriyorlar. Dün akşam İHH’nın ekiplerinin tutuklandığını öğrendik. Bölgede askeriye baskısı hakim. Bölgeye giderseniz kamplara girdiğiniz zaman her yerde “Şah-ı Sina İnsanlığın Annesidir” yazıyor. Ve dışardan gelen yardımları askeriye el koyarak onlar dağıtım yapıyor. Böylece devlet olarak biz yardım ediyoruz gibi gösteriyor. Askerler kendi gözetiminde yapılmasını istiyorlar. Bizimkilere de el koyacaklardı, biz de dedik ki, “Siz güvenliği sağlayın biz dağıtalım.” dedik öyle dağıttık.

  • Cansuyu olarak sizin bölgedeki izlenimlerinizi alabilir miyiz?

Dünyanın gözleri önünde yarım milyondan fazla insan, on yıllardır zulüm gören Rohingya halkı durumları ne yazık ki hiç olmadığı kadar, her geçen gün kötüye gidiyor. Zaten Myanmar’da vatandaş sayılmayan, kimliği olmayan, kendilerini adam yerine koymayan Myanmar, Arakanlıları Bangladeş’te bir alana hapsetmiş vaziyette. İleriye dönük bir çalışmaları yok. 550 binin 200 binden fazlası çocuktur veya 300 bin civarı 20 yaşın altında diyebiliriz. Bizim STK’lar olarak yaptığımız şu an faaliyetler kısa vadeli çözümlerdir. Acil ihtiyaç ama kısa vadeli. Uzun vadeli projelerimiz de var. Bölgede bir aşevi kurmak, sağlık alanında da önemli bir adım atıyoruz inşallah. Bölgeye bir sağlık ekibiyle gidip bir yer tahsis ederek orayı sağlık ocağı haline getireceğiz. Üçüncü ve en önemli aşamamız da eğitim projemiz. Bu da ikiye bölünüyor.

1- Bölgedeki insanların İslami eğitimleri, dil ve tarih alanında eğitimlerini sağlamayı planlıyoruz. 2- 1000 ila 2000 genci zekilerinden seçerek onların yükseköğrenimlerine ve vatandaşlıklarına varana kadar bir projemiz var inşallah.

-Allah sizlerden razı olsun. Yaptığınız faaliyetlerin devamını da nasip etsin. Devletler bazında da İslam Birliğini kurup daha etkili yaptırımlar yapmayı nasip etsin Rabbim.

Âmin İnşallah. Rahmetli Hocamız 1996 yılında D-8’i kurduktan sonra o yapılar bugün hayatta olmuş olsaydı,  fiili olarak görevleri başında olsalardı bugün Myanmar böyle bir zulme kalkışamazdı. Allah sonumuzu hayretsin davamızı muzaffer eylesin. Bizleri de davamıza hizmet eden mücahidler eylesin.

 

Röportajın Tamamı için

DN 13 – Röportaj, Bayram Numan Köksal

hakkında Ugsam

Ayrıca kontrol et

Suudi Arabistan’da Değişim Rüzgarı

SUUDİ ARABİSTAN’DA DEĞİŞİM RÜZGARI Abdullah KILINÇ– UGSAM Araştırmacısı   Ortadoğu’nun, en önemli güç odaklarından biri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir