19 Aralık 2018 - Çarşamba
Anasayfa / Ekopolitik / RÜZGAR ENERJİSİ

RÜZGAR ENERJİSİ

 

RÜZGAR ENERJİSİ

Ahmet Furkan YAVUZ– UGSAM Araştırmacısı

RÜZGAR NEDİR

Rüzgâr, atmosferdeki havanın Dünya yüzeyine yakın, doğal, çoğunlukla yatay hareketleridir.

Hava hareketlerinin temel sürücüsü, atmosfer basıncının bölgeler arasında farklı değerlerde bulunmasıdır. Rüzgâr, alçak basınçla yüksek basınç bölgesi arasında yer değiştiren hava akımıdır, daima yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru hareket eder. İki bölge arasındaki basınç farkı ne kadar büyük olursa, hava akım hızı o kadar fazla olur. Rüzgâr sahip olduğu hıza göre esinti, fırtına gibi isimler alır.

TÜRKİYE’DE RÜZGAR OLUŞUMU

Anadolu; kışın, Sibirya yüksek basıncının etkisinde bir yüksek basınç alanı, Karadeniz ve Akdeniz ise bir alçak basınç alanıdır. Bu nedenle; kışın, rüzgarların karalardan denizlere doğru esmesi beklenir. Yazın ise Anadolu, güneyden gelen tropikal hava kütlelerinin etkisindedir ve Kuzeybatı Avrupa üzerinde yerleşen yüksek basınç alanından Basra alçak basınç alanına yönlenmiş rüzgarların etkisinde kalır. Nitekim, yazın; eteziyen adı verilen kuzey batıdan esen rüzgarlar, Marmara ve Ege’yi etkilerler. Türkiye’deki rüzgarların, bu genel beklentiye tam olarak uymadığı görülmektedir. Bunun nedeni; meltem ve föhn rüzgarlarını da oluşturan yerel etmenler ve Sibirya yüksek basınç alanının yıllara göre zayıf veya güçlü olmasıdır.

1973-1974 YILLARI SONRASI ALTERNATİF ENERJİNİN GELİŞİMİ:

1973 Petrol Krizi, 15 Ekim 1973 tarihinde Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliğinin OAPEC (OAPEC, OPEC üyesi Arap ülkeleriyle Mısır ve Suriye’den oluşur) Yom Kippur Savaşında ABD’nin İsrail Ordusuna destek vermesine karşılık olarak ilan ettiği petrol ambargosudur. OAPEC, ABD ve savaşta İsrail’den yana tavır sergileyen ülkelere artık petrol ihraç etmeyeceğini bildirir. Bununla beraber OPEC üyesi ülkeler dünya petrol fiyatlarını yükselterek ülkelerine giren kaynakları artırmaya karar verirler. Gelişmiş ülke sanayileri petrole bağımlı durumda olduğu için OPEC ülkelerinin önde gelen müşterileri durumundadır.1973 yılında petrol fiyatlarındaki şaşkınlık verici artış ve 1973-4 dönemindeki borsanın çöküşü 1929 Krizinden beri yaşanan küresel bir ekonomik krizdi ve sadece fiyat artışlarıyla açıklanamayacak mekanizmalara ve uzun dönem etkilerine sahipti.

Ambargonun kısa vadede çok çarpıcı etkileri olmuştur. OPEC, petrol şirketlerinden ödemeleri artırmalarını isteyince petrol fiyatı dört kat artarak varil başına 12 dolara çıkar. Petrol fiyatındaki bu artış petrol ihraç eden ülkeleri çok etkilemiş, yıllarca Batılı devletlerin kontrolündeki petrol gelirleri Ortadoğu ülkelerine akmaya başlamıştır. Kendi ihraç mallarının fiyatı düşen ve petrole yüksek fiyat ödemek zorunda kalan gelişmekte olan ülkeler bu açmazdan çok etkilenecektir.

Enerji krizi yenilenebilir enerji kaynakları arayışına yol açmış ve bu yönde yapılan araştırmalar daha çok güneş ve rüzgar enerjisine yönelik olmuştur. Ayrıca Kuzey Amerika petrollerini çıkartılması yönünde baskı yapmış, Avrupa kıtasında ise kömür ve nükleer reaktörlerden enerji elde etme yolları araştırılmaya başlanmıştır. Avustralya’da kışın ısınmak için petrol ürünleri kullanımı durdurulacaktır. Bu yüzden özellikle önceden sık kullanılan fuel-oil için tasarlanmış kazan daireleri veya yanma odaları artık gündemden düşmüştür.

RÜZGAR ENERJİSİ VE KULLANIMI

Rüzgar enerjisi; doğal, yenilenebilir, temiz ve sonsuz bir güç olup kaynağı güneştir. Şöyle ki, güneş, yer yüzeyini ve atmosferi homojen olarak ısıtamaz ve ortaya çıkan sıcaklık ile basınç farkından dolayı hava akımı oluşur. Bir hava kütlesi mevcut durumundan daha fazla ısınırsa atmosferin yukarısına doğru yükselir ve bu hava kütlesinin yükselmesiyle boşalan yere, aynı hacimdeki soğuk hava kütlesi yerleşir. Bu hava kütlelerinin yerdeğiştirmelerine rüzgar adı verilmektedir (YEGM, 2014).Yer değiştiren dolayısıyla sürekli hareket halinde olan havanın (rüzgarın) kinetik enerjisini öncelikle mekanik enerjiye ve sonrasında elektrik enerjisine dönüştüren makinelere rüzgar türbinleri denilmektedir. Rüzgar santrallerinin ana yapı elemanı olan rüzgar türbinleri, geçmişten günümüze küçük, orta ve büyük güçlerde elektrik sağlayacak şekilde üretilmektedir. Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak 1Megawatt (MW) -6 MWgücünde rüzgar türbinleri kullanılmaktadır. Rüzgâr türbini teknolojilerinin bugünkü halini almaya başlaması 1980’li yıllarda olmuştur. Türbin teknolojisinde gerçekleşen gelişmelerle doğru orantılı olarak dünyadaki rüzgar enerjisi kurulu gücü de hızla artmıştır. 2015 yılı itibariyle tüm dünyada rüzgar enerjisi kurulu gücü 370.000 MW’ı aşmıştır. Türkiye’de rüzgar enerjisi kurulumları 1990’ların ikinci yarısında başlamıştır. 2015 yılına kadar geçen yaklaşık 20 yıllık süreçte mevzuat eksikliği, finansman modelinin oluşturulamaması ve iletim altyapısının yetersizliği nedenleriyle rüzgar enerjisindeki kurulu gücün artış hızının yüksek olamadığı görülmektedir. 2015 yılı itibariyle 3500 MW’dan fazla kurulmuş ve 1500 MW’a yakın da kurulmakta olan rüzgar enerjisi yatırımı bulunmaktadır. 2015 yılının Nisan ayının son haftasında rüzgar enerjisi santrali (RES) kurulabilmesi için gereken lisansı alabilmek için yatırımcılar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. EPDK’dan yapılan açıklamaya göre 3000 MW yeni RES lisansı verilmesi planlanmaktadır. Böylelikle Türkiye’nin Kurulu gücü kısa zaman içinde 8000 MW’lar düzeyine çıkacaktır.

 

Yazının Tamamına Ulaşmak için
DN 21 – RÜZGAR ENERJİSİ

hakkında Ugsam

Ayrıca kontrol et

Güneş Enerjisi

GÜNEŞ ENERJİSİ Mutluhan KARAGÖZ – UGSAM Araştırmacısı Güneş, hidrojen ve helyum gazlarından oluşan orta büyüklükte …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir