22 Mayıs 2019 - Çarşamba
Anasayfa / Analizler / ESAM Genel başkanımız M. Recai KUTAN beyin kaleminden, “Unutulmaz Yaramız: KEŞMİR”

ESAM Genel başkanımız M. Recai KUTAN beyin kaleminden, “Unutulmaz Yaramız: KEŞMİR”

 

 

 

 

ESAM Genel başkanımız M. Recai KUTAN beyin kaleminden

Unutulmaz Yaramız: KEŞMİR

İslam âleminin büyük bir bölümü şu anda tarihinin en kritik ve en badireli bir dönemini yaşamaktadır. Çünkü birçok İslam ülkesinde zulüm var, kan ve gözyaşı var.

Bu ülkelerdeki Müslüman kardeşlerimiz, insanlık dışı vahşet ve katliamlarla karşı karşıyadır. Peki, bu zulüm kan ve gözyaşının sorumluları kimler?

İnsanlık tarihinde son 200 yıl, Batı Medeniyetinin dünyada egemen olduğu bir dönemdir.

Evet, bu dönemde yeryüzünü Batılı emperyalistler şekillendirdi, haritaları onlar çizdi, dolaylı veya doğrudan bu coğrafyadaki ülkelerin yönetici kadrolarının oluşumunda, batılılar belirleyici oldu.

1920’li yıllara kadar, dünya coğrafyasının büyük bir bölümü, Batılılar tarafından işgal edildi. İşgaller esnasında acımasızca katliamlar, işkenceler, soykırımlar yapıldı. Bu yüzden, dünya halkının büyük bir çoğunluğu sefalet, yoksulluk, açlık ve ölümle burun buruna yaşamak zorunda bırakıldı. İşte Batı medeniyetinin gerçek yüzü budur.

Dünyanın insanlık utancı bu hale gelişinin sebebi “kaba kuvveti” ve “menfaati” hak sebebi sayan Batı medeniyetidir.

Tarihi gerçekler bizim medeniyetimiz ile Batı medeniyetinin arasındaki gerçekleri açıkça ortaya koymasına rağmen bir süre önce Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türklerin Ermeni soykırımı yaptığı iddiasını tekrar gündeme getirmiştir.

Şu tarihi olay İslam medeniyeti ile Batı medeniyetinin farklarını ne güzel açıklamaktadır.

1566 yılında Osmanlı Sadrazamı olan Sokullu Mehmet Paşa, Fransız elçisini çağırıp, “Saint Barthelemy” katliamını sorar. 24 Ağustos 1572’de önce Paris’te başlayan bu katliamda iki gün içerisinde on binlerce Protestan, Katolikler tarafından katledilmişti. Sağ kalan Protestan soyluları da Katolikliği kabul etmişlerdi.

Sokullu Mehmet Paşa elçiye, “Bizim sancağımızın dalgalandığı uçsuz bucaksız yerlerde çeşitli dinlere bağlı, çeşitli ırklardan milletler yaşıyor. Hepsi de inandıkları gibi yaşarlar. İstanbul’da camilerin yanında kiliseler ve havralar vardır. Kimse kimseyi rahatsız edemez.” diyerek elçiyi azarlar.

  1. asra kadar, bu batıl anlayışınöncü temsilcisi İngiltere idi. Çünkü üzerinde güneşin batmadığı iddiasında bulunan İngiliz imparatorluğu ve diğer emperyalist ülkeler nereleri işgal etmişse, o bölgelere huzursuzluğu, çatışmaları da yerleştirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı öncesine kadar farklı etnik grupları, farklı din ve mezheplerden insanları asırlar boyunca bir arada tutup, barış ve huzur içinde yöneten “Bizim Medeniyetimiz” ise İngiltere’nin öncülüğünde, emperyalist ülkelerin hedefi idi.

Batı medeniyetinin karşısındaki, temeli İslam inancı olan bizim medeniyetimizdeüstün olan güç sahibi değil, zayıf da olsa Hakka bağlı olandır.

Bu yanlış Hak anlayışı ile İngiltere, Hindistan’a sözüm ona bağımsızlık vererek ayrılırken o bölgeye de çatışma ve huzursuzluk tohumlarını ekmiş ve Hindistan-Pakistan arasında “Keşmir”  ihtilafını doğurmuştur.

İslam âleminin uzun yıllardan beri kanayan yaralarından biri olan Keşmir’deki vahşet ve zulümler, her yıl 5 Şubat günü bütün dünyada anılmaktadır.

Yazının Tamamına Ulaşmak için:

DN 36 – Unutulmaz Yaramız; KEŞMİR

hakkında Ugsam

Ayrıca kontrol et

UGSAM Ülke Raporları – DOĞU TÜRKİSTAN

    ÜLKE RAPORU – DOĞU TÜRKİSTAN Abdurrahman GENÇLER – UGSAM Koordinatörü GİRİŞ Günümüzde birçok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

casino metropol casino maxi