15 Ekim 2019 - Salı
Anasayfa / Bölgesel Çalışmalar / Nazlı Çiçek | Kudüs

Nazlı Çiçek | Kudüs

Kudüs. Üç semavi dinde kutsal sayılmış. Allah Teala tarafından etrafı mübarek, kendisi aziz kılınmış şehir. Mescid-i Aksa şehri. Müslümanların ilk kıblesi. Kudüs Müslümanların vazgeçemeyecekleri ortak bir değer. Kudüs kalbidir inşirahın.

Kudüs, mümin yüreklerin ebedi şiiri, yeryüzü şehirlerinin mısra-ı bercestesidir. Kudüs, “gökte yapılıp yere indirilen şehir”dir. Yeryüzü şehirlerine “üs” olan “eksen şehir”lerden biridir. İnsanlığı aydınlatan eşsiz bir lamba, çöle inen nur, yüreklere doğan güneş, kaleme “isra”nın esrarını fısıldayan Cibril’dir. Kudüs, direnişin daimi sembolü, duanın ve davanın şehri, vahyin ve vahdetin göstergesidir. Çağlar üstü bir “çağrı”nın arşa yükselen yıldızı, erişilmez bir sevdanın “gül”e dönüşümüdür. O, yeryüzün en güzel beldelerinden biridir. Öyle ki, O’na “hummalı şiirler büyüten şairlerin yürekleri” kadar zarif ve nazlıdır.

Filistin toprakları ve Müslümanların kutsal şehri Kudüs, 102 yıldır işgal altında. 9 Aralık 2018 itibariyle 101 yıl bitti ve işgal 102. yılında. 1917’de Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle Kudüs önce İngilizlerce ve daha sonra da bölgeye dışarıdan getirilip yerleştirilen Yahudilerce işgal edildi. Kudüs’ün Müslümanların elinden çıkmasıyla birlikte, imamenin kopmasıyla dağılan tesbih taneleri gibi Müslümanlar da dağıldı ve o gün bugündür bir araya gelemiyorlar…

Dünya gündemine Kudüs kadar gelen başka bir şehir olmamasına rağmen, İsrail’in burada yaptıkları ve yapılanlara sessiz kalınması bakımından “en yalnız şehir Kudüs” desek abartı olmaz kanaatindeyiz. Yahudilerin gündemlerinden düşürmedikleri ama Müslümanların yalnızlığına terkettikleri şehir…

Kudüs 1967’de Yahudilerce işgal edildikten sonra adeta yalnızlığa itilmiş ve İsrail’in insafına terk edilmiştir. Gerek Müslümanlar, gerekse tüm insanlık Kudüs’te olan bitenlere adeta kör ve sağırdır. Kudüs, Müslümanların mübarek mescidi Mescid-i Aksa ve bu şehirde yaşayan 350 bin Müslüman ölüme, yokluğa, çaresizliğe ve yalnızlığa mahkûm edilmiştir. Kudüslü Müslümanlar Mescid-i Aksa’nın korunması için canlarından ve mallarından geçmektedirler. Mescid-i Aksa’da nöbet tutmaya giden Müslümanların evlerine Yahudi yerleşimciler çökmekte ve İsrail devleti bu duruma önayak olmaktadır.

UNESCO’nun 2016’da aldığı “Mescid-i Aksa’da Yahudi tarihine ait bir şey yok” kararı bile Aksa’nın ve Kudüs’ün altının oyulmasına engel olamamıştır. UNESCO’nun kararının üye devletler üzerinde bir etki uyandırması gerekirken, İsrail için tam tersi bir sonuç doğurmuştur. İsrail, Kudüs’te dilediğini yapmak için bunu bir fırsat olarak görmüş ve UNESCO’dan ayrılmıştır. Bu durum, İsrail’in “dilediğimi yaparım” anlayışının somut örneğidir.

Siyonistler İslam âleminin nabzını, Kudüs merkezli işledikleri cinayetler ve burada çıkardıkları olaylarla ölçmektedirler. Osmanlı’nın, Kıyamet Kilisesi’nin Yafa kapısında La İlahe İllallah İbrahim Halilullah yazısına birlik için dokunmadığını ve Halife Ömer’in adına sonradan mescit inşa edilen boş bir yerde namazı eda edip, kilisede kılmayı reddettiği anlayış yeniden hâkim olmalı. Kudüs’ün birleştirici gücünün tekrar farkında olunmalıdır.

Talihimizken imtihanımız olan Kudüs’ü bir kenara geçip de yalnızlığına mahkûm edemeyiz. Filistine giden bir heyete Erbakan Hoca’nın söyledikleri çok manidardır. “Bu işin çözümü güçte, kuvvettedir. Batı terbiye edilmemiş bir aygıra benzer, güçten kuvvetten anlar, başka bir şeyden anlamaz, bunların karşısında güçle durursanız adil olurlar. Güçsüz olursanız sizi ezerler” Siyonistler İslam âleminin nabzını, Kudüs merkezli işledikleri cinayetler ve burada çıkardıkları olaylarla ölçmektedirler.

Osmanlı’nın, Kıyamet Kilisesi’nin Yafa kapısında La İlahe İllallah İbrahim Halilullah yazısına birlik için dokunmadığını ve Halife Ömer’in adına sonradan mescit inşa edilen boş bir yerde namazı eda edip, kilisede kılmayı reddettiği anlayış yeniden hâkim olmalı. Tevazuya gerek yok. Onlar güçten anlarlar. O sebepledir ki güçlü olmak, birlik olmak lazım.Yerleşik olan herkesin insanca yaşaması için Kudüs gerçek sahibi Müslümanların olmalıdır.

Dünya Kudüs Günü

İmam Humeyni, İran İnkılabı zaferinden (1979) birkaç saat sonra İsrail elçiliğinin ele geçirilmesinin emrini verdi. Bu emir üzerine devrimci Müslümanlar bir kaç saat içerisinde İsrail’in elçiliğini 11 Şubat 1979’a ele geçirildi.

İsrail Elçilik binası Filistin halkına hediye edildi

İslam devrimcileri tarafından duvarlara pankart asıldı. Pankartın üzerinde şöyle yazıyordu: ”Bu bina İran halkının Filistin halkına hediyesidir” Devrimciler, gasıp Siyonist İsrail elçiliğinin tabelasını, ”Filistin Elçiliği” olarak değiştirdi. İslam İnkılabı ilk günden beri gasıp Siyonist rejimi ile olan düşmanlığını ve mazlum Filistin halkının yanında olduğunu ilanetti. Daha sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu İmam Humeyni, bir süre sonra Ramazan ayının son cumasını Dünya Kudüs Günü ilan etti.

Dünya Müslümanları gasıp devletin ağzının payını vermek amacıyla birleşmeliler

İmam Humeyni 7 Ağustos 1979’da Dünya Müslümanlarına şu hitapta bulunmuştu: ”Ben uzun yıllar boyunca gasıp İsrail tehlikesini Müslümanlara hatırlatıp durdum; bugünlerde Filistinli bacı ve kardeşlerimize karşı saldırılarını artırmış durumda. Bilhassa Güney Lübnan’da; Filistinli savaşçıları ortadan kaldırabilmek için evleri teker teker bombalıyorlar. Ben bütün Müslüman devletler ve dünya Müslümanlarından bu gasıp ve destekleyicilerinin ağzının payını verme amacıyla birleşmelerini istiyorum. Keza bütün dünya Müslümanlarına; Filistin halkı için kader belirleyici olabilecek olan ve Kadir günlerinden de sayılan mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü ‘Kudüs Günü’ olarak seçip bu günü Müslüman Filistin halkının kanuni haklarını destekleme konusunda dünya Müslümanlarının milletlerarası dayanışma günü olarak belli program ve merasimlerle geçirmeyi öneriyorum. Allah Teâlâ’dan Müslümanları küfür ehline galip kılmasını dilerim.” Böylece Ramazan ayının son cuması Uluslararası Dünya Kudüs Günü olarak duyarlı Müslümanlar tarafından, vazifelerini eda etmek için sokaklarda ve meydanlarda Filistin halkının yanında olduklarını göstermek amacıyla ve onların kanuni haklarını savunmak adına yürüyüşler yapılmaya başlandı.

İmam Humeyni’nin bu önemli ve tarihi çıkışı, evvela Filistin meselesini yaşatmak ve Müslümanların ve İslam ülkelerinin dikkatini Siyonizm tehlikesine çekmek ve ikinci olarak da bazı Arap rejimlerin uzlaşmacı ihanetlerine karşı İslami onur ve basireti yansıtmak açısından önemliydi. Gerçekte İmam Humeyni’nin Dünya Kudüs Günü’nü ilan etmesi ve bu ilanın diğer birçok İslam ülkesi tarafından benimsenmesi, Filistin’i bir anda İslam dünyasının en önemli meselesi haline getirdi.

Zeynep OLGUN ÇİFÇİ | UGSAM Araştırmacısı | Mayıs 2019

Dosyanın Tamamına Ulaşmak İçin | Nazlı Çiçek Kudüs

hakkında Ugsam

Ayrıca kontrol et

Hocalı Soykırımı |Azerbaycan

Bugün günlerden 26 Şubat. Tarihe kara harflerle yazılan bugünde hiç unutmadığımız ve hiç unutamayacağımız bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

casino metropol casino maxi